Geleceğin Kıyısında “Endüstri 4.0”

 İnsanlar tarih boyunca her zaman ihtiyacından fazlasını üreterek refah seviyelerini artırmayı amaçlamıştır. Bu amaç doğrultusunda tarihsel süreç içerisinde üretim verimliliğini artıracak yöntemler geliştirmiştir. İlk olarak 18. yüzyılın sonlarına kadar kol gücüne dayalı üretim yapmaktayken bu yöntem yerini su ve buhar gücü ile çalışan mekanik sistemlere bırakmıştır. Bu değişim birinci endüstri devrimi olarak adlandırılmıştır. Daha sonrasında 20.yüzyılın başlarında su ve buhar gücü ile çalışan mekanik sistemler yerini elektrik ile çalışan mekanik sistemlere bırakmış ve bu ikinci endüstri devrimi olarak adlandırılmıştır. İlerleyen süreçte elektronik ve bilgi teknolojilerinin üretim sistemlerine entegrasyonu ile üçüncü endüstri devrimi gerçekleşmiştir. 

Günümüzde ise “Endüstri 4.0”, dördüncü endüstri devrimi konuşulmaktadır. İlk olarak 2011 yılında Almanya hükümetine sunulan raporda ortaya atılan bu kavram 2012 yılında Hannover fuarında tüm dünyaya tanıtılmıştır. Endüstri 4.0 devrimi ile amaçlanan değişen koşullara hızlı uyum sağlayabilen, kişiselleştirilebilir, kaynak dostu üretim sistemlerinin fabrikalara uyarlanarak üretimde verimliliğin ve kalitenin artırılmasıdır. Endüstri 4.0 vizyonu ile fabrikalarda üretim bandında kullanılan robotların birbirleri ile PLC (programlanabilir mantıksal sensor) vasıtasıyla iletişim sağlayarak, insan müdahalesine gereksinim duymadan kaliteli ve yüksek verimde üretim sağlanması hedeflenmektedir. Bu makineler internete bağlanarak büyük veriler elde edilecektir. Bu verilerin analiz edilmesiyle üretim bandında kullanılan nesnelere üretim aşamasında kullanabilecekleri üretim verimliliğini maksimize edecek veriler sağlanacaktır.

İnternet Tabanlı Nesneler (IoT), Siber Fiziksel Sistemler (CPS), bulut sistemleri, simülasyon sistemleri, 3-D yazıcılar ve Big Data Endüstri 4.0 ile birlikte yaygın bir şekilde kullanılmaya başlanacak teknolojilerdir. IoT ile nesneler internete bağlanacak, birbirleri ile olan etkileşimleri sonucunda oluşan veri bulut sistemlerinde depolanacak ve nesneler elde edilen bu bilgiyi yapay zeka ile değerlendirerek karar verme mekanizmasında etkin rol alacaklardır.

Her endüstriyel devrimde olduğu gibi dördüncü endüstri devriminin de pozitif ve negatif etkileri olacaktır. 

Pozitif etkileri:

• Ekonomilerin büyümü hızları, üretim sistemlerinin daha verimli ve kaliteli olması ile artacaktır.

• Aynı üretim bandından kişiye özel ürünler üretim bandı durdurulmadan üretilebilecektir.

• Yeni iş alanları ortaya çıkacak ve istihdam oranlarını artıracaktır.

• Gelişmekte olan ekonomiler için gelişmiş ülkeleri yakalamalarını sağlayabilecek bir fırsat oluşturacaktır.

• Üretim maliyetleri azalacaktır.

Negatif etkileri:

• Üretim bandında insanlara ihtiyaç duyulmadan makinelerle yapılan üretim insanların işsiz kalmasına neden olacaktır. Ama bu noktada yeni oluşacak olan meslek dallarından elde edilecek istihdamın daha fazla olması beklenmektedir.

• Elde edilen verilerin siber saldırılara karşı korunması problemi ortaya çıkacaktır.

• Oluşacak olan yeni mesleklerde yetişmiş iş gücü az olacaktır.

• Üretim yöntemlerindeki köklü değişiklik eğitim sistemlerinde reform gerektirmektedir. Çünkü oluşacak olan yeni çağda yazılım hayatın temelinde olacaktır. Bu reformların hayata geçirilmesi sırasında ortaya çıkabilecek problemler.

Dördüncü endüstri devriminin dünyaya duyurulmasının ardından devletler ve özel sektör ar-ge çalışmalarını bu alan üzerinde yoğunlaştırmıştır. Hükümetler bu sistemlerin ülkelerindeki fabrikalara entegrasyonu ve gerekli altyapıyı oluşturmak için çalışma programları oluşturmuştur. 

Ülkemizde ise dördüncü endüstri devrimi son yıllarda gündeme gelmiştir. Bu konu hakkında ülkemizde devlet ve bazı özel firmalar gerekli ar-ge çalışmalarını sürdürmektedir. Ülkemizdeki endüstri 4.0 alanında yetkin olan kişilerin yapmış olduğu tahminlere göre ülkemiz 30 yıl içerisinde bu sisteme entegre olabilecektir. 

Ülke olarak bu endüstri devrimine uyum sağlayabilmemiz için birtakım düzenlemeler yapmamız gerekmektedir. Ar-ge faaliyetlerine ayırılan fonların artırılması, eğitim müfredatına programlama derslerinin dahil edilmesi, ülke genelinde bu devrim hakkında bilgilendirici organizasyonların düzenlenip yaygınlaştırılması bu amaçta atılabilecek adımlardandır. Bu devrim ile oluşacak teknolojileri ve üretim sistemlerini entegre edebildiğimiz ölçüde ekonomik olarak daha hızlı büyüme fırsatı yakalayacağız. 4. Endüstri devriminin en büyük yatırım payının eğitim üzerine olduğu gerçeğinin farkında olarak Endüstri 4.0 vizyonunu aşılayabilecek eğitim faaliyetlerinde bulunmalıyız.

Emre Yürekli  –  Abdüllatif Aydın